GÜNÜN HİKÂYESİ
HZ. MEVLANA MESNEVİ’SİNDEN HİKÂYELER
HİKAYE1
ARSLAN, KURT ve TİLKİNİN HİKÂYESİ
Günlerden bir gün aslan , kurt , tilki avlanmak , av bulmak için ormana gitmişlerdi.Bu şekilde beraberce avlanmak istemelerindeki maksat , birbirlerine destek olmaktı.Üçü de o engin ormanda birçok güzel av tutmaya niyet etmişlerdi. Erkek aslan onlarla birlikte avlanmaktan utanıyordu.Fakat yine de nezaketen onları yanına almış, yoldaş olmalarını kabul etmişti.
Aslana göre , böyle ulu bir padişaha ordu zahmet getirirdi ; fakat birlikten kuvvet doğar diye de düşünüyordu.
Bu topluluk ormana vardı.Aslan avlamaktaki hünerlerini sergileyip ; bir dağ öküzü ,bir keçi , bir de semiz tavşan avladı.Avladıkları hayvanları beraberce ova bir yere çıkardılar.Avlardan hala kanlar akmadaydı.Kurtla tilkinin avları görünce ağızlarının suyu akmaya başladı.Aslan onların avlara bu şekilde hırsla baktıklarını hissetti.İçinden de ben size şimdi gösteririm ; size çetin bir sınav var diye mırıldandı.
Aslan , kurda döndü , kükredi ve şöyle dedi : “Şu avları bir pay et bakalım bize. “ Bu , kurdun çok hoşuna gitti.” Hemen efendim.” dedi. Pay etmeye başladı:
_Heybetli padişahım , şu yaban öküzünü size uygun gördüm. O büyük , semiz siz de büyük , semiz ve temizsiniz...
Aslan bıyık altından gülerek :
_ Eee devam et bakalım, dedi.
_Keçiyi de ben alayım. Çünkü o büyüklükte orta ; ben de ortayım.
Aslan :
_ Sonra
_Tilkiye de şu tavşanı uygun gördüm.
Aslan :
Pay etmen bitti mi? dedi.
Kurt , evet efendim diye karşılık verdi.
Aslan : (Hiddetle kükreyerek)
_Sen nasıl oluyor da ben varken biz diye söz ediyorsun.Sana ne oluyor ki benim yanımda kendini bir varlık olarak görüyorsun , dedi.
Aslan kurdu yanına çağırdı.Kurt aslanın yanına gelir gelmez aslan havaya kaldırdığı pençesini kurdun kafasına indiriverdi.Kurt kanlar içinde yere yığıldı kaldı.Aslan daha sonra kurdun derisini yüzdü, bıraktı.Bu sefer aslan yüzünü tilkiye çevirdi :
_Sen pay et bakalım şu avları, dedi.Tilki , korkudan tir tir titremedeydi.Efendim , heybetli sultanım diye söze başladı.Şu semiz öküz sizin kuşluk öğününüz. Keçiyi de öğlen yersiniz...Tavşanı da lütuf ve kerem sahibi padişahım , akşamleyin çerez niyetinde yer,dedi.Tilkinin bu şekilde pay etmesi aslanın çok hoşuna gitti.
Aslan:
_Sen , böyle adaletli pay edişi kimden öğrendin bakayım , dedi.
Tilki:
Şey efendim şurada yatan akılsız kurttan öğrendim , dedi.
Aslan .
_Madem ki sen hakkınca iş yaptın ; değil mi ki alçak kurttan ibret aldın , artık sen tilki değilsin benim aslanımsın, dedi.
Akıllı o kişidir ki çekilen belada , dostların ölümünden ibret alır.
HİKAYE2
PADİŞAH VE CARİYESİNİN HİKAYESİ
Bir zamanlar bir padişah vardı.Dünyanın hakimiyeti ondaydı. Padişah hakimiyeti altında olan toraklarda ara sıra gezintiye çıkardı.Yine bir gün adamlarıyla gezerken ana caddede güzel mi güzel bir kız gördü.O kızı görür görmez ona aşık oldu.O güzel kıza ihsanlarda bulunup yanına gelmesi için onu ikna etti.O güzel kızla günleri su gibi geçmedeyken kızcağız birden hastalandı.Padişah bu duruma çok üzüldü.Ülkesinin en iyi hekimlerini getirtti., baktırttı ; ama bir çare olmadı.Padişah , hekimlere :
_Ne yapıp edip iyileştirin, dedi.
Hekimler ne yaptılarsa , hangi ilacı kullandılarsa bir sonuç almadılar.Aksine güzel kızın hastalığı daha da arttı.O güzel kız hastalıktan bir iğne bir iplik kaldı.Padişah kızın bu haline çok üzülüyordu.Allah’a dua etti.Kızın hastalığına şifa diledi.Üzüldü , ağladı ; öylece uykuya daldı.Rüyasında bir mübarek kişi kendisine kızın iyileşeceğine dair müjde getirdi.o mübarek kişi :
_Yarın kendisini ziyarete bir garip kişinin geleceğini , o gelen kişinin işinin ehli bir hekim olduğunu , onunla ilgilenmesini ve gerekeni yapmasını , söyledi. Padişah uykusundan uyandı, sabah olmuştu. Hemen geçip pencerenin önüne oturdu.Hekimi beklemeye başladı.Gözünü pencereden hiç ayırmıyor sabırsızlıkla hekimi bekliyordu.Derken birden üstün , hünerle dolu bir kişinin gölge içinde bir güneş gibi kendisine doğru yaklaştığını fark etti.Hemen ayağa kalktı.Padişahın rüyada gördüğü kişi buydu.Kollarını açarak onu karşıladı ; ona sarıldı.Hasta cariyesinin durumunu anlattı.Hasta cariyesinin yanına götürdü.Hekim hastayı muayene etti.Dedi ki :
_Öbür hekimlerin verdiği ilaçlar hastalığı geçirmemiş, büsbütün artırmış.
Hekim hastanın hastalığının sebebini hissetti. Padişaha da bir şey söylemek istemedi. Hastayla yalnız kalmak istediğini padişaha arz etti.Padişah ve diğer kişiler odadan çıktılar.Hekim , hastaya sorular sormaya başladı.Önce nereli olduğunu sordu.Çünkü her şehrin ayrı ayrı ilacı vardı kendinde.Elinin hastanın nabzına koydu ; sorular sormaya başladı.Hastayı konuşturmak için türlü sorular soruyordu.Hasta da bir bir anlatıyordu.Hekim kendi kendine acaba neyin adı geçince hastanın nabzı daha çok atacak diye düşündü.Hastanın bulunduğu , yaşadığı yerlerle ilgili sorular sormaya başladı.Hekim Semerkant’ı sorunca hastanın nabzı değişti. , rengi kızardı , sarardı… Çünkü o Semerkantlı bir kuyumcudan ayrılmıştı.Hekim , hastadan bu sırrı duyup o derdin gerçek yüzünü anlayınca , kuyumcunun nerde oturduğunu sordu. Kız da :
_Köprübaşı Semti , Gaffar Mahallesi , dedi.Hekim , kıza iyileşeceği temennisinde bulundu.Derdinin sebebini de kimseye anlatmamasını istedi.
Tohum yerde gizlenir de o gizlenmesi ; bağın , bahçenin yeşermesine sebeb olur.
Hekim , hastanın yanından ayrıldıktan sonra padişahın yanına varıp olanları anlattı.Padişaha , Semerkant’tan o kuyumcunun getirilmesi gerektiğini belirtti.Padişah hemen emir verdi.Elçilerini Semerkant’ a yolladı.Elçiler Semerkant’ a vardılar. Kuyumcuyu alıp padişahın huzuruna getirdiler.Padişah , elçiye iyi muamelede bulundu. Ona altın , gümüş ve değerli hediyeler ihsan etti.Hekim , padişahtan cariyesini bu kuyumcuya vermesini ; ancak o zaman cariyesinin hastalığının iyileşeceğini söyledi.Padişah da hekimin dediğini aynen yaptı.Aradan altı ay geçti. Kız iyileşip eski güzelliğine tekrar kavuştu.Daha sonra padişah , hekimi çağırtarak ondan bir şerbet hazırlamasını istedi.Hekim , şerbeti hazırladı.Padişah şerbeti Semerkant’tan getirttiği kuyumcuyu çağırıp ikram etti.
(Mehmet AÇIKGÖZ,Mevlana’nın Mesnevi’sinden Hikâyeler)