TİYATRO METİNLERİ - Tarsus Şairler ve Yazarlar Derneği

TİYATRO METİNLERİ

TİYATRONUN İSMİ: ÜÇ NASİHAT ( ÜÇ PERDE)

YAZARI: ÖMER SEYFETTİN

TİYATROYA UYARLAYAN : MEHMET AÇIKGÖZ

OYUNCULAR:

DURMUŞ

ANNE

MÜSTAKİM EFENDİ

KAHVEDEKİLER:

1.KİŞİ

2. KİŞİ

3.KİŞİ

HASİBE KADIN VE KIZI

KARALİ (3 Eşkıya)

1.PERDE

1.SAHNE

DEKOR:

Köy evi ; sedir , minderler ve ot yastıkla düzenlenmiş.

(Durmuş ve annesi sahnenin ortasındadırlar.)

Annesi:

Namaz kılmaktadır.(Fondan ney sesi verilecek.)

_Ey Allahım bu yosulluk , fakirli,k artık canıma yetti.Sen bize inayet eyle yarabbi(Amin der ve elini yüzüne sürer.)

Durmuş:Allah kabul etsin ana.

Annesi: Amin

_Oğul , oğul ! Bu fakirlik bu yoksulluk artık canımıza tak etti.Paramız yok , unumuz yok ,bulgurumuz yok..Yok ki yok ….

Durmuş:

_ Ne yapayım ana ? Babam ölünce böyle yokluklar içindeyiz.

Annesi:

_Git oğul , git… Herkes İstanbul’a gider , iş bulur , para kazanır , getirir. Sen de git…

Durmuş :

_ Tamam ana , yarından tezi yok İstanbul’un yolunu tutacağım … Çok çalışıp para kazanacağım. Yokluktan seni kurtaracağım anam sen üzülme, ağlama!

Annesi:

_Ah , oğul ah .. Sabır sabır… Hadi hemen yola koyul o zaman.

Durmuş :

_ Tamam anacığım hemen çıkacağım yola.

Annesi:

_Bekle , ben sana yolluk hazırlayayım.

(Sahneden çıkar.Elinde bir heybeyle geri döner.)

_Al oğul , bunlar azığın ve kıyafetlerin. Hadi düş yola , tez git. Bu yoksulluk artık dayanılacak gibi değil.

(Durmuş çarıklı ayaklarıyla , omzunda değnek , heybeyle sahneden çıkar.)

Durmuş :

_Ver ana elini öpeyim.

(Sarılırlar)

_Haydi Allah’smarladık.

(Cümle kapısından çıkar.)

IŞIKLAR SÖNER

2.SAHNE

DEKOR:

İSTANBUL

Kahvehane görünümlü bir yer. Sahnede sandalye ve masalar vardır. Sahnede seyircilerin görebileceği bir şekilde İSTANBULYazısı vardır

(Durmuş , yorgun bitkin bir şekilde kahvehaneye doğru yaklaşır.)

Durmuş:

_Selamün aleyküm ağalar , beyler

Kahvedekiler :

_Aleyküm selam , hoş gelmişsin yabancı

1. Kişi (Nedim):

_Merhaba delikanlı , nerden gelir ,nereye gidersin ?

Durmuş :

_Uzak diyarlardan gelirim ağam iş ararım.Çalışmak için geldim.

3. Kişi (Murat):

_Hoş geldin demek çalışmak istersin. Buyur, otur şöyle!

( Durmuş , oturur. )

1. Kişi (Nedim):

_Ne iş yaparsın ?

Durmuş :

_Ne iş olsa yaparım.

2. Kişi (Süleyman)

_Ne iş olsa öyle mi?

Durmuş :

_Evet ağam ne iş olsa yaparım.

1. Kişi (Nedim):

_Sen , efendi gariban bir çocuğa benziyorsun. ( 3. kişiye dönerek)

Bizim Müstakim Efendi uşak aramıyor muydu?

(Hepsi birden )

_Hee arıyordu…

1. Kişi (Nedim):

_Kahvedekilerden birine (2. Kişiye) Koş bak bakayım. Evindeyse Müstakim Efendi buraya kadar bir zahmet buyursun.

2. Kişi (Süleyman) (Sahneden koşarak çıkar.)

(Biraz sonra Müstakim Efendi’yle birlikte döner.)

(Müstakim Efendi ; ağır heybetli , vakarlı bir şekilde sırtında cübbesiyle sahneye girer. Tüm kahvedekiler ayağa kalkar.)

Müstakim Efendi :

_Selamün Aleyküm

Kahvedekiler :

(Hepsi birden ayağa kalkar.)

_Aleyküm selam Müstakim Efendi

(Yer gösterirler , önce Müstakim Efendi oturur daha sonra kahvedekiler oturur.Durmuş oturmaz ayakta beklemektedir. Müstakim Efendi tepeden tırnağa onu şöyle bir süzer.)

Müstakim Efendi :

(Kahvedekilere)

_Uşak olarak çalışmak isteyen bu mu?

2. Kişi (Süleyman) :

_Evet bu efendi.

Müstakim Efendi :

(Eliyle gel işareti yapar.) (Durmuş yavaşça yanına gelir.)

Müstakim Efendi :

_Adın ne senin ?

Durmuş :

_Durmuş

Müstakim Efendi :

_Nerelisin?

Durmuş :

_Kastomonulu’yum

Müstakim Efendi :

_Evli misin?

Durmuş :

_Hayır

Müstakim Efendi :

_Anan , baban var mı?

Durmuş :

_Yalnız anam var. Babam sizlere ömür…

Müstakim Efendi :

_Niye geldin İstanbul’a ? Ne ararsın burada ?

Durmuş :

_Çalışmaya geldim efendim para kazanacağım.

Müstakim Efendi :

_Kazanacağın parayı ne yapacaksın? Borcun derdin mi var ?

Durmuş :

_Köydeki anamın yanına dönüp onu yoksulluktan kurtaracağım beyim.

Müstakim Efendi :

_Bak Durmuş seni yanıma alacağım ; ama ben fazla para vermem.

Durmuş :

_Ne kadar verirsin ?

Müstakim Efendi :

_Bir kuruş

Durmuş :

_Nee bir kuruş öyle mi ? Günde mi ?

Müstakim Efendi :

_Hayır

Durmuş :

_Haftada mı ?

Müstakim Efendi :

_Hayır

Durmuş :

_Ayda mı ?

Müstakim Efendi :

_Hayır , yılda bir kuruş veririm…(Acı bir tebessüm yapar.)

Durmuş :

_Ama efendim nasıl olur , çok az değil mi ?

Müstakim Efendi :

_Yalnız yılda bir kuruş değil canım bir de nasihat vereceğim!

Durmuş :

_Ben nasihati ne yapayım ? Baba para lazım…,

Müstakim Efendi :

_Para harcanır , biter ; ama nasihat hiç bitmez oğlum ölünceye kadar işine yarar.

Durmuş :

_Efendim ben düşüneyim .Eğer kabul edersem yanınıza gelirim.

Müstakim Efendi :

_Tamam evladım.Haydi bana müsaade. Kalın sağlıcakla.

(Cümle kapısından çıkar.)

(Herkes Müstakim Efendi giderken ayağa kalkıp saygı gösterirler.)

Durmuş :

(Kahvedekilere dönüp )

_Sizin bulduğunuz iş bu mu ? Ben yabancıyım diye bunu yaptığınız değil mi ?

3. Kişi(Murat) :

_Bak Durmuş , Müstakim Efendi buraların hatırı sayılır birisidir. O herkesin hakkını gözetir. Sana bu teklifi yaptıysa sen yabana atma da bir düşün.

1. Kişi (Nedim) :

_Şimdi senin gidecek yerin de yoktur.Bu gece burada yat.Sabah ola hayrola…(Eliyle yatağı göstererek) Bak yatak burada. (Hepsi birden) Hadi biz kalkalım. (Sahneden çıkarlar.)

Durmuş :

( Sahnenin ortasına yatağını yapar. Işıklar hafif kararmış. Durmuş’un yatağının olduğu yere loş bir spot ışık vurmaktadır. Durmuş sesli olarak düşünmektedir.)

_Acaba bu paradan daha değerli olan nasihat nedir ?Acaba tek kuruşa katık olarak vereceği nasihat nedir? Ama yılda bir kuruşa da çalışılmaz ki… Köydeki herkes bana ne der sonra… Neyse sabah ola hayrola.(Yatar ,yorganı üzerine çeker.)

PERDE KAPANIR , IŞIKLAR SÖNER

PERDE AÇILIR

2.PERDE

1.SAHNE

DEKOR:

_Kitaplarla dolu bir oda.Ortada Müstakim Efendi oturmuş rahlesinin üstünde kitap okumaktadır.

(Kapı çalınır)

Müstakim Efendi :

_Hayrola sabahın nurunda kim ola ki ?

(Cümle kapısına yönelir , ağır ve vakarlı adımlarla ilerlemektedir. Durmuş başı önde seyircilerin göreceği bir şekilde beklemektedir.)

Müstakim Efendi :

_Ooo Durmuş hoş geldin , buyur geç içeri

(Durmuş yavaş ve ürkek adımlarla içeri girer.)

Müstakim Efendi :

_Ne oldu kararını verdin mi?

Durmuş :

_Evet , efendim vereceğiniz nasihati merak ettim. Sizin yanınızda uşak olarak çalışacağım.

Müstakim Efendi :

_Hayırlı olsun evladım. Görüyorsun ya …Hep kitap dolu… Burada beş bin kitap var. Ben bunların hepsini okudum. Ömrüm ilimle geçti. Saçım sakalım kitap üzerinde ağardı. Düşüncenin paradan daha değerli olduğunu bu kitapları okurken anladım. Nasihat , hazır bir akıl demektir. Yoksa ben sana yılda beş on lira verebilirim.Fakat paradan daha çok kıymetli olan nasihati veriyorum. Aklın varsa sebat eder , bana hizmet edersin. Sen buraları temiz tutacaksın , düzenli olacak. Gelen misafirlere ikram edeceksin.

Durmuş :

_Tamam efendim (Eline geride duran süpürge ve küreği alır işe koyulur.)

Müstakim Efendi :

_Durmuş , Durmuş evladım

Durmuş :

_Buyurun efendim

Müstakim Efendi :

_Bu kitabı kaldır. Oradan Marifetname ve Mesnevi’yi getir.

Durmuş :

_Hemen efendim (Getirir , bırakır.)

(Kapı çalar)

Müstakim Efendi :

_Durmuş , koş kapıya bak.

Durmuş :

_Hemen efendim (Koşar kapıyı açar.)

(Gelen bir ana bir de kızıdır.)

Hasibe :

_Müstakim Efendi müsait mi ?

Durmuş :

_Evet , ne oldu ?

Hasibe :

_Bir derdimiz vardı da onu açacaktık.

Durmuş :

_İsminiz neydi efendim?

Hasibe :

_Hasibe kadın de bilir o…

Durmuş :

_Bekleyin efendim. (Kapıda onlar beklerken , Müstakim Efendi’nin yanına gelir.)

_Efendim Hasibe adında biri sizinle görüşmek istiyor. Derdim var , diyor.

Müstakim Efendi :

_Buyur et gelsin.

(Durmuş ,buyur eder.)

Hasibe :

_Efendim çok zor durumdayız.Bizim bey durmadan içiyor , hele bu günlerde eve hiç uğramaz oldu…

Müstakim Efendi :

(Müstakim Efendi , gözlüğünü çıkarır , biraz bekler.Yüzünden üzüntüsü hissedilmektedir.)

_Sabredin yavrum , sabredin…

Hasibe :

_Artık bıçak kemiğe dayandı efendi , nasıl sabredeceğimizi biz de bilemedik. Üç gündür eve uğramıyor. Çocukla ben aç , susuz kötü haldeyiz.

Müstakim Efendi :

_Alın kızım bunu.Kendinize yiyecek alın.Allah yardımcınız olsun.Ben ona rastladığımda onunla da konuşacağım. Allah yardımcınız olsun.

(Hasibe kadın ve kızı kalkarak)

Hasibe :

_Sağolun efendim. İyi ki varsınız. Allah razı olsun…

(Durmuş uğurlar.)

(Işık hafif kararır. Fondan bir yıl sonra sesi yükselir.Işık açılır.)

Müstakim Efendi :

_Durmuş , Durmuş

Durmuş :

_Buyurun efendim.

Müstakim Efendi :

_Bir yılın doldu evladım. Al şu bir kuruşun . Şimdi kulaklarını dört aç iyi dinle nasihatini söyleyeceğim :”Emanete sakın ihanet etme!”

Durmuş :

(Şaşırmış bir halde) Ben bunu zaten biliyordum efendim.(Bir elindeki bir kuruşa bir de Müstakim Efendi’ye bakar .)

Müstakim Efendi :

_Güler (Anlamlı bir gülüştür bu.) Biliyorsan iyi … Şimdi o bildiğini hatırladın , bu daha iyi…

Durmuş :

(Hafif yüzü seyirciye dönük efendisinin duymayacağı ama seyircinin duyacağı bir şekilde) Ben bir yıl bu bir kuruş için mi çalıştım ha … (Efendisine döner.)

Müstakim Efendi :

_ (Durmuş’un konuşmadan) Evladım istesen bir yıl daha kal.

Durmuş :

_Yok efendim ben almayayım…Hadi uğurlar ola (Elini öper , cümle kapısından çıkar.)

IŞIKLAR SÖNER

2.SAHNE

DEKOR:

Kahvehane görünümlü bir yer. Sahnede sandalye ve masalar vardır.1. Kişi , 2. Kişi , 3. Kişi oturmaktadır.

(Kapı çalınır.)

1. Kişi(Nedim) (Kapıyı açar. İçeriye doğru seslenerek ) :

_Bizim Durmuş geldi.

(Durmuş içeri girer oturur. Canının sıkkın olduğu yüzünden okunmaktadır.)

2. Kişi (Süleyman):

_Nasıl Müstakim Efendi’yle anlaşıyor musunuz ?

Durmuş :

_İyi de ben bir yılımı doldurdum. (Alaysı bir gülüşle) Bir kuruşumu da aldım… Neyse ben köyüme döneceğim. Bir yıl boşuna zaman kaybetmişim…

Kahvedekiler :

_Olur mu hiç Müstakim Efendi sana mutlaka hakkını verir. Sen yanına git , ayrılma!

Nedim:

_Bak Durmuş sana daha önce de söyledik.Müstakim Efendi buraların hatırı sayılır birisidir diye.Sen sebat et.Bence pişman olmayacaksın…

Süleyman:

_Evet ,Durmuş ,Nedim doğru söylüyor ,Müstakim Efendi senin düşündüğün gibi birisi değil.

Durmuş :

_Düşünür , kararsızdır. Ama paradan değerli olan nasihatini de merak etmiyorum değil yani… Tamam tama yanına tekrar döneceğim. Ben hemen gideyim.

Kahvedekiler :

_Dur biraz , çay falan içseydin ,hemen kalkma…(Durmuş çoktan sahneden çıkmıştır.)

IŞIKLAR SÖNER

3.SAHNE

DEKOR:

Kitaplarla dolu bir oda.Ortada Müstakim Efendi oturmuş rahlesinin üstünde kitap okumaktadır.

(Kapı çalınır.)

Müstakim Efendi :

(Kalkar aynı vakarlı ve yavaş adımlarla kapıyı açar.)

_Hoş geldin Durmuş buyur , geç otur…

Durmuş :

_Oturmaya gelmedim efendim , çalışmaya geldim.

Müstakim Efendi :

_O da güzel buyur , geç.

Durmuş :

(Tekrar düzeltme , süpürme işlerine devam eder.)

Müstakim Efendi:

_Durmuş ,Durmuş

Durmuş:

_Buyurun Efendim

Müstakim Efendi:

_Ben dışarıya çıkıyorum ,var mı bir istediğin ?

Durmuş:

_Yok efendim sağolun

Müstakim Efendi:

_Hadi Allaha ısmarladık

(Kapı çalar)

(Nedim ,Süleyman ,Murat içeri girerler.)

Durmuş:

_O Nedim ,Süleyman ,Murat hoş geldiniz ,buyurun buyurun.

Nedim :

_Seni ziyarete geldik.

Durmuş:

_Çok iyi etmişiniz.

Murat :

_Müstakim Efendi nerede?

Durmuş :

_Dışarıya çıkmıştı.

Nedim :

_ (Meraklı gözlerle etrafı süzer)Burada ne kadar çok kitap var böyle.

Murat :

_Evet ya binlerce kitap…

Durmuş :

_Burada 5000 aşkın kitap varmış.Müstakim Efendi hepsini okuduğunu söylüyor.

Murat :

_Buradan okumak için kitap alabilir miyiz?

Durmuş :

_Kitaplar benim değil.Müstakim Efendi’ye sorun.

(Kapı çalar.Müstakim Efendi gelmiştir.)

Müstakim Efendi:

_Oooo maşallah maşallah kimleri görüyoruz.Hoş gelmişsiniz ,buyurun buyurun.

Süleyman:

_Efendim Durmuş’u ziyarete gelmiştik.

Müstakim Efendi :

_Ne yani beni ziyarete gelmediniz mi?

Murta :

_Tabiki sizi de efendim..

Müstakim Efendi:

Durmuş arkadaşlarına bir şeyler ikram ettin mi?

Nedim :

_Efenim biz kalkacaktık ,yalnız burada çok hoşumuza giden kitaplar var alabilir miyiz?

Müstakim Efendi:

_Tabii alabilirsiniz ; emanet olarak Durmuş size verir.

Süleyman:

_Çok sağolun efendim ,Allaha ısmarladık

(Hepsi dışarıya çıkarlar)

(Işık hafif kararır. Fondan bir yıl sonra sesi yükselir.Işık açılır.)

Müstakim Efendi :

_Durmuş , Durmuş

Durmuş :

_Buyurun efendim.

Müstakim Efendi :

_Bir yılın doldu evladım. Al bir kuruşunu. Şimdi de nasihatini kulaklarını dört aç iyi dinle : “Sabrın sonu selamettir.”

Durmuş :

_Efendim bunu zaten biliyordum.

Müstakim Efendi :

_İyi ya işte …Biliyorsan hatırladın. Bildiğini hatırlamak yeniden bir şey öğrenmek kadar faydalıdır.

(Durmuş kapıya yönelmek ister. Arkasını döner.)

Müstakim Efendi :

_Oğlum bir yıl daha kalırsan sana bir kuruşum , son bir nasihatim var.

Durmuş :

(Müstakim Efendi’nin bu son sözünden etkilenmiş bir şekilde geri dönerek)

_Tamam efendim size bir yıl daha uşaklık edeceğim. Başka yok ama tamam mı ?

Müstakim Efendi :

_ (Güler) Tamam tamam ,hadi işine koyul…

Durmuş :

(Eline süpürge ve küreği alır ,işine koyulmuştur.)

(Durmuş şarkı mırıldanacak hem de iş yapacak ,fondan müzik sesi)

(Işık hafif kararır. Fondan bir yıl sonra sesi yükselir.Işık açılır.)

Müstakim Efendi :

_Durmuş , Durmuş

Durmuş :

_Buyurun efendim.

Müstakim Efendi :

_Bir yılını da başarıyla tamamladın. Seni artık yolcu etme vakti geldi. Al şu son kuruşunu (Eline verir.) Son nasihatini merak ediyor musun?

Durmuş :

_Merak etmesem bir yıl bekler miydim , efendim ?

Müstakim Efendi:

_Ne olursan ol , yalan söyleme , doğruluktan ayrılma! Getir heybeni al şu iki somunu annene götür , ona benden selam söyle, hadi yolun açık ola…

(Durmuş elini öper , sarılırlar.Hafifçe yanından uzaklaşarak )

Durmuş :

_Hay münasebetsiz adam , şu gönderdiği hediyelere bak!

(Eline somunları alır , yere çarpacak olur vazgeçer.Cümle kapısından çıkar, gider.)

IŞIKLAR SÖNER

4.SAHNE

(Işıklar hafif kararır , sahnenin ortasında bir taş belirgindir. Durmuş bitkin bir halde gelir, taşın üstüne oturur.)

Durmuş :

_Of of , vay vay aman pek yorulmuşum , havada kararıyor ; daha epey de yolum var , karnım da çok acıktı… Ne yapsam acaba…!

( Heybeye gözü takılır.)

_Evet , evet somunlar. Üç yılda kazandığım 2 adet somun bari onları yiyeyim.

(Sonra kendi kendine )

_Ama Müstakim Efendi bunu annene götür demişti. Olsun ya ne önemi var ? Acımdan öleceğim.

(Tam ısıracağı vakit ; fondan Müstakim Efendi’nin :” Emanete hıyanet etme! “ sesi duyulur.)

(Durmuş yine kendi kendine)

_Doğru ya Müstakim Efendi bana bu nasihati vermişti ; emanete hıyanet etmemeliyim.

(Somunları heybesine tekrar koyar; ayağa kalkar.)

Akşam iyice bastırmadan köyüme kavuşayım…

(Heybesini alır , tam yola koyulacağı vakit , geriden silah sesleri gelir ve gürültü kopar. Durmuş çok korkmuştur.)

(Dört eşkıya peçeli , silahlı Durmuşun yolunu keser.)

Karali : (Başlarıdır.)

_Sen kimsin , nesin ; ne işin var akşamın bu vakti buralarda ?

Durmuş :

(Titrek ve ürkek bir sesle , kekeleyerek)

_Köyüme gidiyorum.

Karali :

_Demek öyle ha… Ben de denize tatile gidiyorsun sandım…

(Hepsi güler.)

(Durmuş daha çok korkar.)

Karali :

_Nerden gelirsin sen ?

Durmuş :

_İstanbul’dan çalışmaya gitmiştim efendim…

Karali :

_Kaç yıldır çalışırsın İstanbul’da ?

Durmuş :

_Üç yıl oldu efendim.

Karali :

_Demek İstanbul ha , sen paralı da dönmüşsündür İstanbul’dan.

(Durmuş , bekler.)

(Fondan “Ne olursan ol , yalan söyleme!” sözü işitilir. Durmuş irkilir.)

Durmuş :

_Evet efendim üç kuruşum ve iki somun ekmeğim var.

Karali :

(Güler) Üç kuruş ve iki somun ekmek ha(Ha ha..) Sen İstanbul’da üç yıl çalıştın iki somun ekmek ve üç kuruş mu kazandın ?Seni salak seni (İter , adamlarına) Bu salağın üstünü arayın , heybesine bakın.

(Durmuşun üstü bir güzel aranır.)

1.Eşkıya:

_Evet Karali doğru söylüyor, üzerinde bir şey çıkmadı.

Karali :

(Hiddetlenir.)

_Demek sen iki yıl bu iki somuna ve üç kuruşa mı çalıştın?

(Tekrar güler , adamlarına dönerek)

_Bu salağa bir güzel dayak atın aklı başına gelsin , sonra bırakın gitsin.

(Diğer eşkıyalar Durmuşu döverler .)

Durmuş :

(Ara ara )

_Anam anam , yandım anam…

PERDE KAPANIR , IŞIKLAR SÖNER

PERDE AÇILIR

3.PERDE

1.SAHNE

Dekor :

Köy evi dekoru. Annesi sedirde oturmaktadır.

(Kapı çalar.)

Annesi :

_Hayırdır inşallah gecenin bu vakti.

(Yavaşça yerinden kalkar, kapıyı açar, biranda Durmuş’u karşısında görünce şaşırır.)

Durmuş :

_Ana , ben geldim ana…

Annesi :

(Sarılır, içeriye alır.)

_Oğlum , yavrum nerelerdeydin? Bunca zaman seni çok merak ettim oğlum. Bu üstün başın ne , böyle ne oldu sana?

Durmuş :

_Eşkıyalar yolumu kesti ana , beni paraladılar.

Annesi :

_Ah oğul , ah tüm emeğini de onlar mı aldı?

Durmuş :

_Yok ana üç yıl üç kuruş kazandım onu almadılar ; ama beni bir güzel benzettiler.

(Annesi durur , sinirlenir , kaşları çatılır.)

Annesi :

_Seen üç yılda üç kuruş mu dedin ?

Durmuş :

_Hee ana sadece üç kuruş değil canım…

Annesi :

_Ha öyle de

Durmuş :

_Üç kuruş ve iki somun ekmek.

(Heybeden çıkarır.)

Müstakim Efendi sana gönderdi.

Annesi :

(Sinirlidir.)

_Şimdi o kuru ve bayat somunları alır , kafanda parçalarım , benim salak oğlum..

Durmuş :

_Yok ana kızma üç de nasihat…

(Annesi geçer oturur , elini başına koyar düşünür.)

Durmuş :

_Üzülme ana ben çalışır sana bakarım. Bak Müstakim Efendi’den ben çok güzel bilgiler öğrendim. Meğer boş yaşıyor muşuz be ana..

Annesi :

_Sana kuru nasihat vereceğine , o önce yetimin hakkını gözetmesini bilsin…

Durmuş :

_Kızma be ana , sen dünyanın en güzel anasısın , hadi be ana…

Annesi :

_İyi tamam , tamam…

Durmuş :

_Ana çok açım , nerdeyse bir gündür , ağzıma bir lokma bile girmedi.

Annesi:

_Evde ne unumuz , ne de bulgurumuz kaldı. Senin şu iki kuru somundan başka bir şey yok.

Durmuş :

_O zaman onu yiyelim ana , o somunları Müstakim Efendi sana gönderdi. Sana selamı da var.

Annesi :

_Dur sen ben sofra bezini yazayım da , biraz da peynir olacaktı.

(Annesi sofra bezini açar , Durmuş bağdaş kurmuş , oturmuştur , annesi de yanına gelir, ikisi de sahneye doğru dönüktürler. Durmuş ekmeği böler, altınlar her yere saçılır.)

(Durmuş ve annesi birbirlerine bakarak)

_Aman Allahım bunlar altın , inanmıyorum..(Durmuş birisini ısırır.) Evet evet altın , altın …

Işıklar kararır fondan şu ses yükselir:

“Sabrın sonu selamettir.”

PERDE KAPANIR

OYUNUN ADI: AKŞEHİRLİ MUSTAFA ÇAVUŞ

TİYATRO YAZARI: Mehmet AÇIKGÖZ

OYUNCULAR:

ANZAK ASKERLERİ(3 KİŞİ) ,BÖLÜK KOMUTANI ANKARALI SAMİ , TÜRK TOPÇUSU , TÜRK ASKERLERİ (4 KİŞİ) ,AKŞEHİRLİ MUSTAFA ÇAVUŞ , POSTACI

SAHNE:

Sahnenin bir ucuna kum torbalarından oluşmuş Anzak askerlerinin siperi , siper içerisine sabitlenmiş mitralyöz ; sahnenin diğer ucuna - çapraz olacak şekilde ayarlanmış -Türk askerlerinin siperi ,Türk bayrağı dikili şekilde ; sahneyi ortadan bölecek şekilde sıralanmış 3 ,5 - 4 metre uzunluğunda kum torbalarından oluşan barikat.

Fonda gerilmiş orman görünümlü bez.

IŞIK:

Hafif mat , mevzilere tam aydınlatma.Top patladığında ışık yansımaları (Işığın gidip gidip gelmesi)

SES:

Top patlamaları ,kurşun sekmeleri ,silah sesleri ,mitralyöz sesi.

OYUN

Perde açıldığında oyuncular siperlerdedir.( Top patlamaları ,kurşun sekmeleri ,silah sesleri ,mitralyöz sesi fondan verilecek)Komutan Ankaralı Sami Çavuş siperin gerisindedir.Seyircilerin görebileceği bir şekilde durmuştur.Anzak askerleri Türk siperini tarar.(Mitralyöz sesi)

(Bağırarak )

ÜSTEĞMEN SAMİ:

__Yere yatın , siperlerden çıkmayın , tam siper , silah başına ,kimse birbirinden ayrılmasın…! Postacı bana topçuyu bağla.Bu arada birinci Türk askeri bağırır ve yere düşer.(İnleme sesleri çıkaracaklar.)

(Postacı geriden gelerek hemen efendim.)

(Konuşmalar fondan verilecek)

ÜSTEĞMEN SAMİ:

Susturun şu mitralyözü , çok zayiat verdik.

TÜRK TOPÇUSU:

Siperlerimiz düşmana çok yakın , kendi askerlerimizi vurma ihtimali var üsteğmenim.Siz mitralyözü saf dışı bırakın.

ÜSTEĞMEN SAMİ:

Kardeşim biz onu saf dışı edebilsek size niye söyleyelim ki?

HASAN:

(Üsteğmenin yanına gelerek)

__Komutanım mitralyöz su tanklarını vurmuş, hiç suyumuz kalmadı.

(ÜSTEĞMEN SAMİ çok sinirlenir , Anzak siperlerine doğru)

__Hepinizin canını okuyacağım ,Allahım yardım et.

(Kendi kendine seyircilerin duyabileceği bir şekilde)

__Şu mitralyözü bir etkisiz hale getirsek,ah ,ah !Artık başımızın çaresine bakacağız.Mevlam yardım edecek ; ama vakit var…

( MUSTAFA ÇAVUŞ, ÜSTEĞMEN SAMİ’nin yanına gelerek)

__Komutanım suyumuz bitmek üzere.Yiyeceğimiz de azaldı.Allahtan cephanemiz bitmedi.

ÜSTEĞMEN SAMİ :

__Cephaneyle karın doyurulmaz ki Mustafa Çavuş birilerini erzak ve su için geri yollamamız lazım ; ama şu mitralyöz aman vermiyor ki.Bir hücum haberi de yok.

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Ne yapacağız o zaman ?

ÜSTEĞMEN SAMİ:

__Bekleyeceğiz

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Aman komutanım su ve yiyecek olmadan daha ne kadar bekleriz?

ÜSTEĞMEN SAMİ:

__Dayanabildiğimiz kadar…

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Bizim elimizde bir mitralyöz olacaktı ki bak o zaman neler oluyordu.

(Mustafa Çavuş erlerin bulunduğu sipere geri döner.)

HASAN:

__Komutan ne düşünüyor?

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Bekleyeceğiz diyor.

HÜSEYİN:

Beklemedik mi?Hücum edelim.

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Deli olma !üç askerle mi yapacağız hücumu?Mitralyöz biçer tırpan gibi hepimizi.başka bir şey yapmalıyız ama ne?

(Postacı sahneye bağırarak girer.)

POSTACI:

__Komutanım komutanım topçu birliği arıyor.

(Anzak askerleri mitralyözü çevirerek tarar.)

BİRİNCİ ANZAK ASKERİ:

__Vurun şu Türk’ü

(Fondan mitralyöz sesi)

POSTACI :

(Yere ah diye düşerek , Anzak siperleriyle Türk siperlerinin ortasında öylece kalır.)

İKİNCİ ANZAK ASKERİ :

__Yaşasın vurduk ölmüştür değil mi?

ÜÇÜNCÜ ANZAK ASKERİ:

__Öldü öldü ,bizim mitralyözcüden kaçar mı?

(Sevinip kahkaha atarlar.)

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Komutanım postacı vuruldu , ne yapacağız şimdi?

ÜSTEĞMEN SAMİ:

(Çok endişeli ve sinirlidir.Gider gelir siperin gerisindedir.Mustafa Çavuş’a)

__Çavuş yanına sağ kalan askerlerini al.O postacıyı ölü de olsa diri de olsa buraya getir.

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Başüstüne teğmenim

(Koşarak siperin yanına gelir.)

__Cephane alın gidiyoruz , postacıyı komutan ölü de olsa diri de olsa istiyor.

(Erler hep bir ağızdan)

__Emredersiniz çavuşum

(Yere yatarlar yavaş yavaş sürünmeye başlarlar.)

(Fondan çok hafif bir müzik verilecek.)(Ara sıra top sesleri )(Işık biraz daha kararacak.)

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Aman sessiz olun çok yakın mesafedeyiz.

BİRİNCİ ER:

__Komutanım postacı ölmüş müdür?

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Bilmiyorum asker , bilmiyorum.

MUSTAFA ÇAVUŞ:

(Çok dikkatlidir önde o sürünmektedir , gerideki askerlere dönerek)

__Mitralyöz çok iyi korunuyor.(Eliyle 3 işareti yaparak)Üç kişi var.

(Önce Mustafa Çavuş postacının yanına varır.Nabzına bakar.daha sonra diğer askerler gelir.)

__Yaşıyor , siz bunu götürün.

HASAN:

__Çavuşum nereye?

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Siz götürün ben şimdi geliyorum.

MURAT:

__Çavuşum mitralyöze mi yoksa?

MUSTAFA ÇAVUŞ :

__Yoo ,şöyle bir bakıp döneceğim.

(Mustafa Çavuş sürünerek Anzak askerlerinin siperlerine doğru gider.)

( HASAN VE HÜSEYİN de postacı yavaşça kaldırarak götürmeye başlarlar.)

(Mustafa Çavuş iyice yaklaşır ve hafif kafasını kaldırarak şöyle bir bakar.Anzak askerleri onu görmez.)

(Hızlı hızlı sürünür , barikatı geçince yavaşça ayağa kalkar , arkadaşlarına yetişir.Hep beraber postacıyı sipere getirirler.)

ÜSTEĞMEN SAMİ:

__Aslanlarım benim , aferim size

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__ Komutanım postacı yaralanmış ama hiç ses çıkarmamış,yoksa onu yaşatmazlardı.

ÜSTEĞMEN SAMİ:

__Çavuş bu mitralyöz artık çok oldu.

(Mustafa Çavuş heyecanlı bir ifadeyle)

__Komutanım izin verin onu ben getireyim.

ÜSTEĞMEN SAMİ:

(Hafif alay edercesine)

__Oğlum fırından ekmek almıyorsun , hem satmıyorlarmış galiba.

(Diğer erler güler , Mustafa Çavuş bozulur.Komutan postacıyı koyacakları yeri işaret eder ,geri çekilir.)

MUSTAFA ÇAVUŞ:

(İki askere)

__4 adet el bombası alın gidiyoruz, haydi.

ÜSTEĞMEN SAMİ:

__Şaşırarak durun nereye ?

MUSTAFA ÇAVCUŞ:

__Anzaklardan mitralyöz almaya komutanım.

(Mustafa Çavuş ve iki asker bombaları alıp hızlı hızlı sürünmeye başlarlar.)

ÜSTEĞMEN SAMİ :

__Geri dönün delirdiniz mi?

MUSTAFA ÇAVUŞ :

(Yanındaki iki askere)

__Arkadaşlar ne olursa olsun bu mitralyözü getireceğiz bu bize çok zarar verdi.Mitralyözü üç kişi koruyor.iyice siperlerine yaklaşıp el bombalarını sallayacağız tamam mı?

(Askerler hep bir ağızdan)

__Tamam çavuşum

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Hakkınızı helal edin koçyiğitlerim ,gidelim.

(Yavaş yavaş sürünürler.)

(Fondan silah sesleri ve bomba sesleri gelir.Fon müziği 30 saniye verilecek.)

(Sipere 2 metre kala Mustafa Çavuş askerlere işaret ederek birini sağa birini sola gönderir.onun işaretiyle bombaların pimini çekip sipere atarlar.)

(El bombası sesi)

(Işıklar yanıp yanıp sönecek.)

(Anzak askerleri yere düşüp ölecek.Bir asker de şaşkın şaşkın bakarken Mustafa Çavuş süngüyle onu da öldürecek.Mitralyözü sırtlayarak erlerine)

__Haydi acele edin gidelim!

HÜSEYİN ve HASAN:

__Tamam çavuşum

(Tam giderlerken Anzak askeri yavaşça doğrulup çavuşun arkasında olan HASAN’ı vurup düşer ve ölür.)

MUSTAFA ÇAVUŞ :

__Haydi Hasan’ı da sen sırtla , acele et.Geriye döner el bombasını sipere sallar.(Bomba sesi)

(Hızlı adımlarla sipere gelirler. )

HÜSEYİN:

__Gelen yok çavuşum.

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Tamam tamam hücuma kalktığımızı düşündüler herhalde ,Allah’a şükürler olsun geldik.

(Siperde duran asker komutana seslenerek)

__Geldiler komutanım geldiler.

(Üsteğmen sami ve Mustafa Çavuş sarılırlar)

MUSTAFA ÇAVUŞ:

__Hasan’ımızı verdik bunu aldık komutanım der ve mitralyözü yere atar.

IŞIKLAR KARARIR

FONDAN ÇANAKKALE MARŞI VERİLECEK